Metallica - One



Birisi

Beyin, tedavisi olanaksız ağır hasarın acısını çekiyor.
Ona ne olduğunu asla bilemeyeceksiniz.
Eğer bundan emin olmasam, yaşamasına izin vermezdim.
Neredeyim ben? Baba, ne oldu? Yardım edin.

— Demokrasi nedir? Demokrasi nedir?
— Genç erkeklerin birbirlerini öldürmeleri ile ilgili bir şey olmalı, Artur.
— Sıram geldiğinde, benim de gitmemi ister misin?
— Demokrasi için, her erkek sahip olduğu tek oğlunu verir.

Kopmuş her parça için acıyı tecrübe etmek imkansızdır.
Sevinç, anı, rüya veya her türlü düşünce…
Bu genç adam, hissedemez, düşünemez olacak, ölü gibi.
Onlara katılacağı güne kadar.

Yaşıyor muyum, rüyada mıyım, ölü müyüm
veya hatırlamakta mıyım bilmiyorum.
Uyanık mı uykuda mı olduğunu bile söyleyemezken
gerçek nedir, düş nedir nasıl söyleyebilirsin.

Hiçbir şey hatırlayamıyorum
Düş mü gerçek mi söyleyemiyorum
İçimin derinlerinde çığlıklarım
Bu korkunç sessizlikle birlikteyim

Şimdi bu savaş içimde geçiyor
Uyanıyorum, göremiyorum
Benden kalan pek az
Acı hariç hiçbir şey gerçek değil

Ölümü ister gibi nefesimi tutuyorum
Ah Tanrım, uyandır beni

Başımı bırakıp her yerimi doğradılar
Ah Tanrım, lütfen duymalarını sağla
Dinlemeyecekler, duymayacaklar
Beni uyandıracaklar, senelerce böyle kalacağım, duy beni.

Rahme dönüş, çok çok gerçek
Pompaların içinde hayatı hissetmeliyim
Ama ortaya çıkarmayı arzulayamıyorum
Yaşayacağım zamana bakıyorum

İçime yerleştirilen çubukla besleniyorum
Savaş zamanındaki bir yenilik sanki
Makineye olduğum makineler yaşatıyor
Sökün benden böyle hayatı

Ölümü ister gibi nefesimi tutuyorum
Ah Tanrım, uyandır beni


Bir parçam yaşamayı sürdürüyor
Böyle olmayı istemezdi, değil mi?

Böyle yaşayamam.
Ya-şa-yamam. Lütfen hayır, yaşayamam.
Yardım edin, yardım edin yardım edin!
Anne neredesin, anneciğim, anne.
Kâbusun içindeyim ve uyanamıyorum.

Dünya gitti, bir tek ben kaldım
Ah Tanrım yardım et.

Ölümü ister gibi nefesimi tutuyorum
Ah Tanrım, uyandır beni

Ben, burada yatan, sanki bir karnavalda ucube şovu
Kolsuz, bacaksız, yirminci yüzyılın yaraları içinde

“Ölünün kendi başına haysiyeti vardır.”

“Baba! Yardım istiyorum, kötü durumdayım.”

“Hatırlar mısın, sen ve Bill Harper ipleri kullanarak
iki ev arasına hat çekmiştiniz. Birbirinize telgraf
çekiyordunuz. Mors alfabesini hatırlıyor musun?”

Karanlık
Beni hapsetti
Tek gördüğüm
Mutlak dehşet
Yaşayamıyorum
Ölemiyorum
Kendime sıkıştım
Beden benim hücrem

— Mors alfabesi.
— Niçin?
— S.O.S. Yardım.

Mayın
Gözlerimi aldı
Dilimi aldı
Kulaklarımı aldı
Kollarımı aldı
Bacaklarımı aldı
Ruhumu aldı
Cehennemde
Bir hayat bıraktı

— Ne söylüyor?
— Öldürün beni diyor. Sürekli… Öldürün beni.

“Tanrım, lütfen duymalarını sağla.”

— Ondan hiç mesaj aldın mı Arthur?
— O senin uzmanlık alanın, benim değil.

“Öldürün beni, beni öldürmenizi istiyorum.”

“Teşekkürler.”

“Kurtar beni Tanrım.”

“Her erkek ölümle yalnız yüzleşir.”

“Hoşça kal baba.”

İçimde çığlıklar atıyorum kimsenin dikkatini çekmiyor.
Eğer kollarım olsaydı, kendimi öldürebilirdim.
Eğer bacaklarım olsaydı, kaçabilirdim.
Eğer sesim olsaydı, konuşabilir ve kendime arkadaş olurdum.
Beni öldüreceklerini nereden bilebilirim?
Eğer yardım için bağırabilsem, ama kimse yardım etmiyor.
Bir şeyler yapmalıyım, bu şekilde nasıl devam edebilirim bilmiyorum.

S.O.S. yardım edin, S.O.S. yardım edin

Evlerinizdeki yangını sürdürün
Kalplerinizdeki hasretinizce

Çeviri: Çağlar Simsoy

The Cure - Boys Don't Cry



Erkekler Ağlamaz

Üzgünüm diyecektim
Fikrini değiştirecek sandım
O kadar çok söylediğim
İnsafsızcaydı

Gülmeye çalıştım buna
Yalanlarla örtmeye
Kahkahalarla gülmeye
Gözümdeki yaşları gizleyerek
Çünkü erkekler ağlamaz
Erkekler ağlamaz

Ayaklarına serilecektim
Affet dilenecektim
Yalvaracaktım
Ama biliyorum artık çok geç
Artık yapabileceğim bir şey yok

Gülmeye çalıştım buna
Yalanlarla örtmeye
Kahkahalarla gülmeye
Gözümdeki yaşları gizleyerek
Çünkü erkekler ağlamaz

Seni sevdiğimi söyleyecektim
Bu kalmanı sağlar sandım
Ama biliyorum faydasız
Zaten çoktan gittin

Yanlış hüküm hakkım doldu
Çok uzağa iteledim seni
Garantiye almak için seni
Bana daha çok ihtiyacın var sandım

Artık daha fazla yapacağım yok
Yeniden yanıma döndürecek
Ama gülmeyi sürdürebilirim
Gözyaşlarımı gizleyerek
Çünkü erkekler ağlamaz
Erkekler ağlamaz
Erkekler ağlamaz

Çeviri: Çağlar Simsoy

Sinéad O'Connor - Nothing Compares To You



Hiçbir Şey Senle Kıyaslanamaz

On beş gün yedi saat oldu
Aşkını alıp gideli
Her gece dışarı çıkıyorum, bütün gece uyuyorum
Aşkını alıp gideli
Sen gittiğinden beri ne istersem onu yapabilirim
Kim olursa seçtiğim, görebilirim
Lüks bir restoranda yemek yiyebilirim ama hiç
Dedim ya hiçbir şey hüznümü gidermiyor

Çünkü hiçbir şey
senle kıyaslanamaz

Sensiz burada öyle yalnızım ki
Şarkısı olmayan bir kuş gibi
Hiçbir şey durduramaz
Düşen yaşları gözümdeki
Söyle aşkın, nerede yanlış yaptık
Kollarıma alabilirim çevremde
gördüğüm herhangi birini
Ama onlar sadece seni hatırlatıyorlar
Bir doktora gittim, tahmin et ne dedi
Tahmin et ne dedi
“Ne yaptığın önemli değil,
eğelenmeye çalışsan iyi olur”
Ama o aptalın teki

Çünkü hiçbir şey
senle kıyaslanamaz

Arka bahçeye ektiğin tüm çiçekler
Sen gittikten sonra öldü
Biliyorum bebeğim senle yaşamak bazen zor
Ama bir kez daha denemek istiyorum

Çünkü hiçbir şey
senle kıyaslanamaz

Çeviri: Çağlar Simsoy

Whitney Houston - I Have Nothing



Hiçbir Şeyim Yok

Al ömrümü, neysem öyle kabul et beni
Çünkü senin için değiştirmeyeceğim renklerimi
Al aşkımı, daha fazlasını asla sormayacağım
Sadece sen varsın ve her şey yaptığın

Bakmam gerekmiyor fazla öteye
Gitmek istemiyorum gitmediğin yere
Yeniden tutmayacağım bu tutku içimde
Kendimden kaçamam
Kaçacak yer bulamam

Bir kapı daha kapattırma bana
İncinmek istemiyorum daha fazla
Kal kollarımda cesaretin varsa
Orada olduğunu mu düşlemeliyim yoksa
Gitme benden uzağa
Yok hiç, hiç, hiçbir şeyim
Eğer değilsen benim

Kalbime doğru yolu görüyorsun
Aşkının gücüyle yıktın duvarlarımı
Sende tanıdığım gibi bilmezdim aşkı
Yaşayacak, tutunabileceğim bir tek anı

Çeviri: Çağlar Simsoy